|
TARİH & MİTOLOJİ
Karaburun
Yarımadası’nda insanların yaşamaya başlamasına ait en eski kanıtlar
“Kalkolitik” döneme rastlamaktadır. Çakmaktepe Mevkiinde bulunan
bazı araç gereç ve buluntular, Yarımadada o dönemde insanlı yaşamın
varlığını ortaya koymaktadır. Antik
Çağda çok önemli bir yerleşim merkezi durumundadır. İonya’nın
en önemli ve en zengin kentlerinden olan Erythrai’ye (Ildırı) bağlı
yerleşim merkezleri bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Zeytin,
zeytinyağı, üzüm ve şarap ticareti bölgeyi zamanın en zengin yöresi
haline getirmiştir. Daha sonraki dönemlerde bölge, Roma, Bizans, Selçuklu
ve Osmanlı yönetimlerine geçmiştir. Ünlü ozan Homerus, Odisea adlı
ünlü eserinde Karaburun’un eski adı olan “Rüzgarlı Mimas”’tan
söz eder. Yarımada’nın bir önemli tarihsel özelliklerinden biri de “Şeyh Bedrettin İsyanı” olarak anılan olayda, Şeyh Bedrettin müritlerinden Börklüce Mustafa’nın bu Yarımada’da bir dönem yaşamış olması ve daha sonra yandaşlarıyla birlikte (8-10 bin kişi) burada öldürülmesi olayıdır. 15. yüzyılda yaşanan bu olayı Nazım Hikmet “Simavne Kadısıoğlu Şeyh Bedrettin Destanı” isimli eserine konu olarak almıştır.
Eski Yunan mitolojisinde de Karaburun (eski adıyla “Mimas”) sıkça söz konusu edilmektedir. Tanrılara karşı savaş açtığı için öldürülen ve bugünkü adıyla Bozdağ olan dağ kütlesi altına gömülen Mimas’tan (yarıtanrı bir dev), kıskanç Hera’nın gözcüsü İrıs’e, Amazon’lardan Narcissus’a (- ki nergis adını buradan almaktadır) birçok mitolojik öykünün kaynağı bu topraklardır. |